Web Sitesi Yenilerken SEO Kaybı Nasıl Önlenir?

Web sitesi yenilemek çoğu zaman bir tasarım işi gibi görünür; oysa SEO açısından bu süreç bir migrasyon operasyonudur. Bu rehberde, SEO kaybı yaşamadan yayına çıkmak için yapılması gereken adımları, risk noktalarını ve ilk 30 gün izleme sistemini net biçimde ele alıyoruz.
Web Sitesi Yenilerken SEO Kaybı Nasıl Önlenir

Web sitesi yenilerken SEO kaybı nasıl önlenir?

Bu soru genelde iş işten sonra sorulur: yeni tasarım yayına alınır, birkaç gün sessizlik olur, sonra Google Search Console’da kırmızı oklar görünmeye başlar. Trafik düşer, sıralamalar dalgalanır, “bir şeyleri mi bozduk?” paniği başlar.

Oysa web sitesi yenilemek, çoğu zaman sanıldığı gibi bir tasarım projesi değil; SEO açısından bakıldığında bir site taşınması (migration) operasyonudur. URL yapısı, bilgi mimarisi, içeriklerin konumu, iç link akışı, JavaScript render’ı, hız metrikleri ve indeksleme sinyalleri aynı anda değişebilir. Google için bu, “aynı site mi, yoksa yeni bir site mi?” sorusunun yeniden cevaplandığı kritik bir eşiktir.

Bu yüzden hedef “hiç etkilenmemek” değil; kontrollü etkiyle, kayıp yaşamadan hatta doğru yerlerde kazanarak yayına çıkmak olmalıdır. Bunun yolu da redesign’i tek seferlik bir launch anı gibi değil; pre-launch → launch → post-launch aşamalarından oluşan bir sistem olarak ele almaktan geçer.

Bu rehberde; web sitesi yenilerken SEO kaybı yaşamamak için hangi adımı ne zaman atmanız gerektiğini, hangi riskin hangi sinyali bozduğunu ve düşüş olduğunda panikle değil teşhisle nasıl ilerlemeniz gerektiğini adım adım anlatacağız. Checklist mantığında ama ezber değil; karar aldıran, sahada çalışan bir migration akışı ile.

Brandaft’ta biz bu süreci “SEO checklist” olarak değil, SEO migrasyon operasyonu olarak yönetiyoruz. Çünkü doğru kurgulandığında redesign, sadece sıralamayı korumaz; en değerli landing page’lerde niyet, güven ve dönüşüm akışını da iyileştirmek için nadir gelen bir fırsata dönüşür.

Yenileme Türünü Netleştir: “Tazeleme” mi “Migrasyon” mu?

Bir projede şu soru masaya geldiğinde genelde iş çoktan karışmıştır:
“Bizim yaptığımız şey sadece tasarım yenileme miydi, yoksa migration mı oldu?”

Çoğu redesign projesi “sadece UI değişecek” diye başlar. İlk toplantılarda herkes rahattır; URL’ler duruyor, içerikler duruyor, “SEO’ya bir şey olmaz” denir. Sonra bir yerde şu cümle gelir:
“Hazır yeniliyorken şu sayfaların URL’lerini de daha mantıklı yapalım mı?”
Ardından: “Blog kategorileri de biraz karışık aslında…”
Biraz sonra: “CMS’yi de değiştirmek uzun vadede daha iyi olur.”

İşte tam bu noktada, proje farkında olmadan bir SEO migrasyonuna dönüşür.

Web sitesi yenilemek SEO açısından bir spektrumdur. Bir ucunda yalnızca görsel tazeleme vardır; URL aynı, içerik aynı, bilgi mimarisi aynıdır. Bu tür projelerde risk düşüktür ve SEO kaybı yaşanacaksa genelde sebep hız, JavaScript veya teknik QA eksikleridir. Diğer uçta ise URL yapısının, bilgi mimarisinin, altyapının hatta domain’in değiştiği senaryolar vardır ki bunlar Google açısından “bu site gerçekten aynı site mi?” sorusunun yeniden sorulduğu yüksek riskli geçişlerdir.

Bizim sahada defalarca gördüğümüz problem şu: Proje başlarken risk düşük sanılır ama scope net kilitlenmediği için yol boyunca eklenen her karar riski katlar. En tehlikeli senaryo, UI tazeleme diye başlayıp; IA, URL ve içerik yapısının parça parça değiştirilmesidir. Çünkü Google’a verilen sinyaller tek seferde değil, dalga dalga bozulur.

Redirect map konusu da burada yanlış anlaşılan alanlardan biridir. Redirect map sadece teknik bir “yönlendirme listesi” değildir; aslında sitenin SEO geçmişiyle ilgili karar dokümanıdır. Eski URL’leri yeni URL’lere taşırken, mevcut içeriklerin de masaya yatırılması gerekir. Hangi sayfalar gerçekten değer üretiyor, hangileri aynı niyeti tekrar ediyor, hangileri artık gereksiz? Bu noktada birleştirme, kaldırma ve konsolidasyon kararlarını aynı anda almak kritiktir. Site yapısını defalarca bozmak Google tarafında güven kaybı yaratır; buna karşılık tek bir migrasyon sürecinde tüm yapısal sorunları temizlemek çok daha sağlıklıdır.

Bu yüzden Brandaft’ta redesign projelerinde basit ama disiplinli bir kural uygularız: kapsam kilidi. Launch’a 14 gün kala URL yapısı ve bilgi mimarisi donar. O noktadan sonra “şunu da ekleyelim” ya da “bunu da değiştirelim” yoktur. Sadece bug fix yapılır. Çünkü SEO kayıplarının büyük bölümü teknik bilgisizlikten değil, son dakika kararlarından çıkar.

Yenilemenin tazeleme mi yoksa migrasyon mu olduğunu en başta netleştirmek, bu yazının devamındaki tüm adımların temelini oluşturur. Aksi hâlde her şey doğru yapılmış gibi görünürken, sorun aslında yanlış soruyla başlanmış olur.

Başlamadan Önce “Kayıp Ölçümünü” Kur: Benchmark Seti

Web sitesi yeniden tasarım projelerinde en sık yaşanan tartışma genelde yayından sonra başlar.
“Bir düşüş var mı?”
“Bu normal mi?”
Google güncellemesi mi denk geldi acaba?”

Sorunun kendisi yanlıştır, çünkü ortada kıyaslayacak net bir referans yoktur.

Çoğu içerik bu noktada “performansı izleyin” der ve geçer. Ama neyi, hangi seviyede, hangi zaman aralığında izleyeceğini söylemez. Sonuç: veri var, karar yok. Oysa web sitesi yeniden tasarım sürecinde en kritik şey, yayına çıkmadan önce sitenin mevcut SEO performansını dondurmaktır. Buna biz “kayıp ölçümü” deriz.

Bu ölçüm, sitenin ne kadar trafik aldığına bakmaktan ibaret değildir. Asıl mesele, Google’ın siteyi hangi sorgularla, hangi sayfalar üzerinden ve hangi kalite sinyalleriyle değerlendirdiğini net biçimde kayda almaktır. Aksi hâlde yayından sonra yaşanan her dalgalanma ya paniğe ya da gereksiz müdahalelere yol açar.

İlk alınması gereken snapshot, Google Search Console tarafıdır. En çok trafik getiren sorgular, bu sorguların bağlandığı landing page’ler, tıklama oranları ve indeks kapsamı… Bunlar redesign öncesi sitenin Google gözündeki “haritasıdır”. Bu harita olmadan, sonradan “şu sayfa niye düştü?” sorusunun sağlıklı bir cevabı olmaz.

İkinci kritik alan GA4’tür. Burada sadece organik trafik hacmine değil, organik landing page bazında dönüşümlere bakmak gerekir. Lead üreten ya da satışa katkı sağlayan sayfalar, redesign sürecinde korunması gereken gerçek varlıklardır. Mikro dönüşümler de bu noktada önemlidir; çünkü bazı sayfalar satış getirmese bile kullanıcıyı bir sonraki adıma taşıyordur.

Üçüncü adımda, bu iki kaynaktan gelen veriler birleştirilerek sitenin en değerli sayfalar listesi çıkarılır. Trafik alan, dönüşüm üreten ve backlink sahibi sayfalar… Bu liste aslında projenin “dokunulmazlar” setidir. Redesign sırasında SEO kaybı yaşanıyorsa, genelde bu listedeki bir sayfada bir şeyler yanlış gitmiştir.

Son olarak hız ve Core Web Vitals tarafına bakılır. Ama burada da tüm siteyi boğacak bir analiz değil; en çok trafik alan 20 sayfada LCP, INP ve CLS değerlerini bilmek yeterlidir. Çünkü redesign sonrası yaşanan kayıpların önemli bir kısmı, tam da bu yüksek trafikli sayfalarda hız ve deneyim sinyallerinin bozulmasından kaynaklanır.

Bu benchmark setinin asıl gücü şuradadır: Yayından sonra yaşanan bir düşüşün normal bir geçiş dalgalanması mı, yoksa gerçekten bir şeylerin bozulduğunun sinyali mi olduğunu ayırt etmeyi sağlar. Kıyas yoksa teşhis yoktur. Teşhis yoksa da alınan her aksiyon tahmin olur.

Redesign projelerinde sektör genelinde kullanılan checklist’lerin ortak omurgası da tam olarak budur: Önce referansı sabitle, sonra değişimi ölç. Brandaft’ta biz bu yüzden yayına çıkmadan önce “performans izliyoruz” demekle yetinmeyiz; neyin kayıp sayılacağını baştan tanımlarız.

Mevcut Site Envanteri: Crawl + Backlink + İç Link Haritası

Bir redesign projesinde SEO kaybı yaşandığında genelde şu cümle kurulur:
“Her şey yerli yerinde görünüyordu ama yine de düştük.”

Bunun sebebi çoğu zaman teknik bir hata değil, eski sitenin neye benzediğinin tam olarak bilinmemesidir. Google açısından bir sitenin SEO değeri; sadece içeriklerden değil, bu içeriklerin URL yapısından, birbirine nasıl bağlandığından ve dış dünyadan aldığı referanslardan oluşur. Eğer bu “SEO kimliği” yayına çıkmadan önce net biçimde çıkarılmamışsa, yeni sitede neyin kaybolduğunu da anlayamazsınız.

Bu yüzden redesign öncesinde yapılması gereken iş, mevcut siteyi bir bütün olarak Excel’e dökmektir. Ama yüzeysel bir liste değil; Google’ın gördüğü hâliyle bir envanter.

İlk adım tam bir crawl almaktır. Screaming Frog gibi bir araçla sitenin tamamı tarandığında; her URL’in durum kodu, title’ı, meta açıklaması, H1’i, canonical yapısı, kelime sayısı ve iç link aldığı–verdiği sayfalar netleşir. Bu tablo, sitenin arama motorları açısından mevcut yapısını gösteren temel belgedir. Redesign sırasında “şu sayfa niye görünmüyor?” sorusu geldiğinde, dönüp bakılacak tek yer burasıdır.

İkinci kritik katman backlink alan URL’lerdir. Birçok projede bu sayfalar, sıradan içerikler gibi ele alınır ve yanlış yönlendirilir ya da tamamen gözden kaçar. Oysa dışarıdan link alan bir URL, Google için hâlâ güçlü bir referanstır. Bu yüzden bu sayfaların ayrı etiketlenmesi ve redirect önceliğinin en başa alınması gerekir. En büyük SEO kayıplarının önemli bir kısmı, farkında olunmadan değeri yüksek bir URL’in boşa düşmesinden kaynaklanır.

Burada devreye “yüksek performanslı içerik” kuralı girer. Web sitesi yenileme sırasında içerik silmek ya da birleştirmek yanlış değildir; yanlış olan bunu veri olmadan yapmaktır. Trafik alan, dönüşüm getiren veya backlink sahibi içerikler için “beğenmedik” gerekçesi geçerli değildir. Bu içeriklerde yapılacak her değişiklik, bilinçli bir SEO kararı olmak zorundadır.

Sahada çalışan migration’ların ortak bir mantığı vardır: eski site crawl’ı alınır, staging ortamı crawl edilir ve iki yapı yan yana konur. Eski URL’lerin yeni yapıda nereye gittiği netleştirilir, ardından URL mapping oluşturulur. Son aşamada ise sadece bu eşleşmeleri test eden bir crawl alınır. Amaç, yayına çıkmadan önce “Google buraya geldiğinde ne görecek?” sorusuna net cevap verebilmektir.

Bu envanter çalışması yapılmadan girilen yeniden tasarımlarda, SEO kaybı genelde sürpriz gibi görünür. Oysa sorun yayında değil; yayından önce sitenin kimliğinin yeterince iyi tanınmamasındadır. Brandaft’ta bu yüzden crawl, backlink ve iç link haritasını tek bir tablo olarak ele alırız. Çünkü taşınacak olan şey sadece sayfalar değil, sitenin birikmiş SEO geçmişidir.

Bilgi Mimarisi ve URL Stratejisi: Değiştireceksen “Sebep + Kural” Yaz

Redesign projelerinde SEO kaybının en sık çıktığı yer URL kararlarıdır. Bunun nedeni teknik zorluk değil; kararların çoğu zaman net bir sebebe dayanmamasıdır. “URL’leri değiştirirken dikkat edin” uyarısı neredeyse her içerikte vardır ama şu sorunun cevabı genelde yoktur: Hangi durumda URL değiştirmeye gerçekten değer?

Sahada gördüğümüz en temel kural şudur: Gereksiz URL değişimi, gereksiz risktir.
Bir URL bugün çalışıyorsa, trafik alıyorsa ve niyetini doğru yansıtıyorsa; sırf daha “temiz” görünsün diye değiştirilmesi SEO açısından kazanım değil, kumardır. Google için URL, bir metin dizisinden çok daha fazlasıdır; zamanla biriken sinyallerin, bağlantıların ve kullanıcı davranışlarının toplandığı bir kimliktir.

Tabii bazı durumlarda değişim kaçınılmazdır. Bilgi mimarisi gerçekten dağınıksa, kategori yapısı niyeti doğru yansıtmıyorsa ya da eski URL’ler ölçeklenebilir değilse, o zaman yapılması gereken şey rastgele oynamak değil; yeni bir URL şablonunu kurallarıyla birlikte tanımlamaktır. Kısa, okunabilir, hiyerarşisi net ve kategori mantığı olan bir yapı… Buradaki kritik nokta, her URL’in neden o yapıda olduğunu açıklayabilmektir.

Eski ve yeni yapı arasında eşleştirme yapılırken de en sık yapılan hata, birebir karşılık bulunamayan sayfaları ana sayfaya yönlendirmektir. Bu, kullanıcı için de Google için de zayıf bir sinyaldir. 1:1 eşleşme mümkün değilse, doğru yaklaşım sayfayı en yakın arama niyetini karşılayan yeni sayfaya yönlendirmektir. Amaç, link değerini “kaybetmemek” değil; doğru bağlamda aktarmaktır.

Bir diğer sessiz SEO katili de redirect chain’lerdir. Eski URL önce bir ara sayfaya, oradan başka bir URL’e gidiyorsa; yani A → B → C gibi bir yapı varsa, bu hem tarama bütçesini bozar hem de sinyal gücünü zayıflatır. Kural basittir: A doğrudan C’ye gitmelidir.

Google tarafında da beklenti nettir. URL değişimleri kalıcıysa, kalıcı yönlendirme kullanılır. Geçici çözümlerle süreci “idare etmek”, çoğu zaman geçici değil kalıcı hasar bırakır. Bu yüzden yönlendirme türü, teknik bir detaydan çok stratejik bir karardır.

Bu noktada teknik yetkinlikleri olan Brandaft gibi bir web tasarım ajansıyla çalışmanın farkı ortaya çıkar. Çünkü URL ve bilgi mimarisi kararları, tasarım bittikten sonra değil; tasarımın omurgası kurulurken alınır. SEO kaybı genelde kodda değil, bu karar anlarında başlar.

Bilgi mimarisi ve URL stratejisi net olmayan bir redesign, en iyi redirect map’le bile tam olarak toparlanamaz. Bu yüzden değiştirilecek her URL için şu iki sorunun cevabı yazılı olmalıdır:
Neden değişiyor?
Hangi kurala göre değişiyor?

Redirect Map: “SEO’yu Koruyan Dosya” Nasıl Hazırlanır?

Yeniden tasarım projelerinde herkes redirect map’ten bahseder. Ama iş uygulamaya geldiğinde ortada genelde iki sütunlu, aceleyle hazırlanmış bir liste vardır: eski URL, yeni URL. Sonra yayına çıkılır ve beklenen koruma gerçekleşmez. Çünkü redirect map, sanıldığı gibi teknik bir ek dosya değil; SEO’yu gerçekten ayakta tutan karar dokümanıdır.

Bir redirect map’in işe yaraması için önce şunu kabul etmek gerekir: Bu dosya sadece yönlendirme yapmak için değil, hangi sayfanın neden yaşatıldığına karar vermek için hazırlanır. Bu yüzden yapının en baştan net olması gerekir. Eski URL ve yeni URL elbette temel kolonlardır ama yeterli değildir. Sayfanın aynen korunup korunmadığı, başka bir içerikle birleştirilip birleştirilmediği ya da tamamen kaldırılıp kaldırılmadığı açıkça yazılmalıdır. Aynı şekilde sayfanın önceliği — trafik mi alıyor, backlink mi var, dönüşüm mü getiriyor — bu dosyada görünür olmalıdır. Aksi hâlde herkes aynı URL’e farklı gözle bakar ve kaos çıkar.

Önceliklendirme burada kritik rol oynar. Bazı sayfalar vardır; hem trafik alır, hem dönüşüm getirir, hem de dışarıdan link almıştır. Bunlar birinci önceliktir ve en küçük hata bile ciddi kayıp yaratır. Bazı sayfalar sadece trafik alır ama dönüşüm üretmez; bunlar genelde iyileştirme fırsatıdır ve doğru eşleşmeyle güçlenebilir. Daha düşük değerli sayfalar ise “önemsiz” diye 404’e bırakılmamalıdır. Her URL’in bir son durağı olmalıdır; mesele değerini artırmak ya da korumak, yok etmek değil.

Bu dosyanın en çok hafife alınan kısmı test aşamasıdır. Yönlendirmelerin yazılması yetmez; canlıya çıkmadan önce tek tek kontrol edilmesi gerekir. Eski URL’e gidildiğinde gerçekten yeni URL’e mi ulaşılıyor, arada başka bir adım var mı, loop oluşuyor mu? Zincir yönlendirmeler çoğu zaman gözden kaçar ama Google tarafında sinyal gücünü sessizce emer. A’dan C’ye gidilecekse, yol net olmalıdır.

Burada bir de yönlendirme türü meselesi vardır. Geçici çözümlerle “şimdilik böyle kalsın” yaklaşımı, SEO tarafında genelde pahalıya patlar. Yeniden tasarım kalıcıysa, yönlendirmelerin de kalıcı olması gerekir. Google’ın bu konudaki beklentisi nettir ve yanlış uygulamalar, aylar sonra bile toparlanması zor kayıplara yol açabilir.

İyi hazırlanmış bir redirect map’in en büyük avantajı şudur: Yayına çıkıldıktan sonra bir düşüş yaşandığında herkes aynı dosyaya bakar. “Bu sayfa nereye gitti?”, “Neden buraya yönlendirildi?” sorularının cevabı bellidir. Panik değil, teşhis olur.

Yeniden tasarım sürecinde SEO’yu gerçekten koruyan şey, tek tek yönlendirmeler değil; bu yönlendirmelerin arkasındaki net ve belgelenmiş kararlardır. Redirect map tam olarak bunun için vardır.

Staging Ortamı: İndeks Felaketini Önleyen 3 Kilit Ayar

Yeniden tasarım projelerinde yaşanan en ağır SEO kayıplarının bazıları, yayına çıkış gününde değil; test aşamasında başlar. Çünkü staging ortamı genelde “kimse görmüyor” varsayımıyla ele alınır. Oysa Google için staging, doğru önlem alınmadığında gayet görünür bir alandır.

Sahada sık karşılaşılan bir senaryo vardır: Test sitesi haftalarca açık kalır, ekip rahat rahat çalışır. Yayına çıkıldıktan sonra ise asıl sitede indeksleme sorunları başlar. Meğer Google, çoktan staging domain’i taramış, bazı sayfaları indekslemiş ve hangi sürümün “asıl” site olduğundan emin olamamıştır. Bu, fark edilmesi zor ama toparlaması zahmetli bir felakettir.

Bu riski önlemek için ilk ve vazgeçilmez adım, staging ortamının arama motorlarına açıkça kapatılmasıdır. Meta robots üzerinden noindex kullanmak temel yaklaşımdır. Ancak bazı projelerde bu tek başına yeterli olmaz; özellikle uzun süre açık kalan test ortamlarında ek bir güvenlik katmanı gerekir. Basic auth ya da IP allowlist gibi erişim kısıtları, staging’in yanlışlıkla taranmasını baştan engeller.

Burada sık yapılan bir hata da sadece robots.txt ile yetinmektir. Robots.txt taramayı engeller ama indekslenmiş bir URL’in dizinden düşmesini garanti etmez. Bu yüzden robots.txt, noindex’in alternatifi değil; ancak doğru kombinasyonla anlamlıdır. Tek başına kullanıldığında, “tarayamıyor ama hâlâ indeksli” gibi garip durumlara yol açabilir.

Bir diğer sessiz risk ise canonical etiketleridir. Staging ortamında canonical’ların yanlışlıkla staging domain’i göstermesi, Google’a açık bir mesaj verir: “Asıl sürüm burası.” Bu hata, yayına çıkıldıktan sonra bile değer kaybına neden olabilir. Bu yüzden test sürecinde canonical’ların ya kontrollü şekilde ayarlanması ya da canlı siteyi referans göstermediğinden emin olunması gerekir.

İlginç olan şu: SERP’teki içeriklerin büyük kısmı staging için “noindex ekleyin” der ama pratikte en çok unutulan ayar yine budur. Genelde herkes yayına çıkışı düşünür, test ortamını ise geçici bir detay olarak görür. Oysa staging, SEO açısından kontrol altına alınmadığında projenin en riskli alanlarından biridir.

Bu yüzden biz bu konuyu sadece burada anlatmakla bırakmayız; yayına çıkış günü için hazırlanan checklist’te tekrar kilitleriz. Çünkü staging kaynaklı indeks sorunları, önlenmesi en kolay ama bedeli en ağır hatalardandır.

İçerik Taşıma: “Silme” Değil “Koru + Güçlendir” Mantığı

Yeniden tasarım projelerinde içerik tarafı genelde iki uçtan birine savrulur.
Ya “hazır yeniliyorken her şeyi baştan yazalım” denir ya da içerikler otomatik olarak yeni siteye taşınır ve konu kapatılır. Her iki yaklaşım da SEO açısından risklidir.

Google için bir sayfanın değeri yalnızca metninde değil; hangi arama niyetini karşıladığı, bu niyetle ne kadar süredir eşleştiği ve kullanıcıdan aldığı sinyallerle şekillenir. Bu yüzden yeniden tasarım sırasında yapılması gereken şey içerikleri silmek ya da kökten değiştirmek değil; anlamını koruyarak taşımak ve doğru yerde güçlendirmektir.

Bu noktada temel kural basittir:
Launch anı, büyük içerik denemeleri için doğru zaman değildir.

  • Title, H1 ve arama niyeti korunur.
    En çok trafik veya dönüşüm alan sayfalarda, başlıkları ve ana mesajı kökten değiştirmek gereksiz risk yaratır. Büyük rewrite’lar yayına çıkıştan sonra, veriyle ve kontrollü şekilde yapılmalıdır.
  • İç linkler yeni bilgi mimarisine göre güncellenir.
    Sayfa taşındı diye iş bitmez. Eski iç link yapısı korunursa, yeni mimaride yetim sayfalar oluşur. Özellikle değerli sayfaların hâlâ yeterli iç link aldığından emin olunmalıdır.
  • Görseller ve alt text’ler taşınır.
    Görsel dosyaları yeniden yükleniyorsa, dosya yolları ve alt text’ler mutlaka kontrol listesine girer. Bu detaylar küçük görünür ama özellikle uzun vadede görünürlük kaybına neden olabilir.

Burada kritik olan şey, “beğenmedik” gerekçesiyle içerik silmemektir. Yüksek performanslı bir sayfa estetik olarak zayıf olabilir ama SEO açısından güçlüdür. Bu tür içerikler önce korunur, sonra iyileştirilir.

Bu yaklaşım, sektördeki teknik checklist’lerin de ortak paydasıdır. Search Engine Land’in yeniden tasarım süreçlerine dair vurguladığı temel gerçek şudur: İçerik kaybolursa, sıralama da kaybolur. Bu yüzden içerik taşıma süreci, tasarımın gölgesinde bırakılacak bir detay değil; SEO’nun merkezindeki adımdır.

Yeniden tasarım, içerikleri sıfırlamak için değil; doğru içerikleri daha doğru bir yapının içine yerleştirmek için bir fırsattır. Bunu başaran projelerde SEO kaybı yaşanmaz; tam tersine, kazanç için zemin hazırlanır.

Teknik QA: Launch Öncesi “SEO Gate” Kontrolü

Yeniden tasarım projelerinde en can yakıcı kayıplar genelde “ufak bir şey” yüzünden olur. Büyük strateji doğru kurulmuştur, redirect’ler hazırlanmıştır, içerikler taşınmıştır… ama yayına çıkmadan hemen önce son bir teknik kapıdan geçilmemiştir. Biz buna SEO gate deriz. Amaç basittir: Google’ın siteyi tararken, indekslerken ve kullanıcıya sunarken alacağı temel sinyalleri yayın anında kilitlemek.

Bu kontrol bir optimizasyon listesi değil; “bunu kaçırırsak düşeriz” listesi olmalıdır.

  • Status kodları:
    Yayına çıkacak sayfalarda 200 ve 301 dışında sürpriz olmamalıdır. Özellikle fark edilmeyen 404’ler ve arada kalan 500’ler, tarama ve değer aktarımını bozar.
  • Canonical, hreflang (varsa) ve schema doğrulaması:
    Canonical’lar gerçekten doğru URL’i mi işaret ediyor? Çok dilli yapılarda hreflang kopuk mu? Schema hâlâ çalışıyor mu? Bunlar yayında fark edilirse geç kalınmış olur.
  • JavaScript rendering riskleri:
    Kritik içerikler ve iç linkler DOM’da gerçekten var mı? Google bot’un gördüğü sayfa ile tarayıcıda gördüğünüz sayfa birebir mi? Özellikle modern altyapılarda bu nokta sessizce sorun yaratır.
  • Core Web Vitals ve mobil deneyim:
    Tüm siteyi taramak yerine, en çok trafik alan ilk 20 landing page’e bakmak yeterlidir. Çünkü SEO kaybı yaşanacaksa, önce bu sayfalarda yaşanır.
  • XML sitemap ve robots.txt:
    Sitemap güncel mi, doğru URL’leri mi içeriyor? Robots.txt yeni yapıyla uyumlu mu? Unutulan bir satır, haftalarca indeksleme sorununa yol açabilir.

Bu alan, yeniden tasarım checklist’lerinde en sık düşülen tuzakların toplandığı yerdir: içerik kaybı, hız düşüşü, kırık linkler, eksik yönlendirmeler ve güncellenmemiş sitemap’ler. Hepsi küçük görünür ama yayına çıkıldıktan sonra bedeli büyür.

SEO gate’in amacı mükemmel olmak değil; kritik hatayla yayına çıkmamaktır. Bu kapıdan geçmeden yapılan her launch, SEO açısından şansa bırakılmış bir denemedir.

Launch Günü Checklist: 60 Dakikalık “Sıfır Hata” Akışı

Yeniden tasarım projelerinde her şey doğru yapılmış olabilir; ama launch günü yapılan tek bir hata, haftalarca toparlanamayacak sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden yayına çıkış anı bir “kutlama” değil, kontrollü bir operasyon olarak ele alınmalıdır. Aşağıdaki checklist’in amacı mükemmel olmak değil; kritik bir hatayla yayına çıkmamaktır.

Bu listeyi launch günü tek tek işaretleyerek ilerlemek, sonradan “keşke” demekten çok daha ucuzdur.

  • Staging engelleri kaldırıldı mı?
    Noindex, basic auth, IP kısıtları… Test ortamı için konan tüm engellerin yalnızca staging’de kaldığından emin olun. Yanlışlıkla canlı sitede kalan tek bir noindex etiketi, en ağır hatalardan biridir.
  • Redirect’ler deploy edildi mi ve çalışıyor mu?
    Kurulduğunu varsaymak yetmez. Rastgele örneklem alarak eski URL’lerin gerçekten doğru yeni sayfalara gittiğini kontrol edin. Chain veya loop var mı bakın.
  • XML sitemap gönderildi mi?
    Güncel sitemap’in Google Search Console’a gönderildiğinden emin olun. Varsa Bing için de aynı adımı atlayın. Google’a “yeni yapıyı buradan başla” demenin en hızlı yolu budur.
  • Domain taşındıysa Search Console süreçleri tamam mı?
    Adres değişikliği gibi zorunlu adımlar atlandıysa, yönlendirmeler tek başına yeterli olmaz. Bu süreçlerin eksiksiz tamamlanması gerekir.
  • Analytics, Tag Manager ve dönüşümler çalışıyor mu?
    Bu doğrudan SEO kaybı değildir ama iş kaybıdır. Yayına çıktınız ama ölçemiyorsanız, doğru gidip gitmediğinizi de bilemezsiniz.

Launch günü checklist’i kısa olmalıdır, çünkü stres anında uzun listeler çalışmaz. Buradaki maddeler, en pahalı hataları baştan engellemek için vardır. Geri kalan her şey, yayından sonra optimize edilebilir.

İlk 30 Gün: “SEO Kaybı Olmadan İndeksleme” İzleme Playbook’u

Yeniden tasarım sonrası SEO performansı izlemekten herkes bahseder. Ama izlemek tek başına bir şey ifade etmez. Asıl fark yaratan şey şudur: Neye baktığında ne yapacağını biliyor musun?
Bu yüzden ilk 30 günü “bekle ve gör” dönemi değil, kontrollü doğrulama süreci olarak ele almak gerekir.

Bu playbook’un amacı panik yaratmak değil; normal dalgalanmayla gerçek problemi birbirinden ayırmaktır.

  • Gün 1–3:
    İlk kontrol tamamen teknik hijyen üzerinedir. Index coverage tarafında beklenmedik artış veya düşüş var mı? Robots veya noindex kazası yaşanmış mı? XML sitemap gerçekten okunmuş mu? Bu aşamada görülen hatalar genelde hızlı ve net müdahaleyle düzelir.
  • Hafta 1:
    Artan 404’ler var mı, redirect’ler beklenen şekilde çalışıyor mu, zincir yönlendirme oluşmuş mu? Canonical’lar hâlâ doğru sayfaları mı işaret ediyor? Bu hafta, “kurduğum yapı gerçekten ayakta mı?” sorusunun cevabı alınır.
  • Hafta 2–4:
    Artık daha anlamlı sinyallere bakma zamanı. Sorgu ve landing page bazında dalgalanmalar incelenir. Burada amaç düşüş gördüğünde paniğe kapılmak değil; hangi sayfanın, hangi niyet grubunda etkilendiğini anlamaktır. Aynı sorgu grubunda geçici oynamalar normaldir; kalıcı kopuşlar ise sinyal bozulmasına işaret eder.

Bu noktada en kritik soru şudur: “Bu düşüş normal mi?”
Google’ın yeni yapıyı taraması, anlaması ve yerine oturtması zaman alabilir. Bu süreçte küçük iniş çıkışlar beklenir. Riskli olan şey ani ve kalıcı düşüştür. Böyle bir durumda yapılması gereken, “daha fazla içerik basalım” refleksi değil; hangi sinyalin bozulduğunu tespit etmektir: yönlendirme mi, içerik mi, iç link mi, hız mı?

İlk 30 gün doğru yönetildiğinde, SEO kaybı yaşanmaz. Yanlış yönetildiğinde ise düşüş geç fark edilir ve toparlama maliyeti katlanır. Bu playbook’un değeri tam olarak burada ortaya çıkar: düşüşü izlemek değil, düşüşe nasıl tepki vereceğini bilmek.

Trafik Düştüyse: 7 Soruluk Hızlı Teşhis (Brandaft)

Yeniden tasarım sonrası trafikte düşüş gördüğünüzde en tehlikeli refleks, rastgele düzeltme yapmaktır. Bir gün title’lar değiştirilir, ertesi gün içerik eklenir, sonra hız optimizasyonu yapılır… Sonuçta çok iş yapılır ama hangisinin etkili olduğu bilinmez. Bu yüzden kriz anında ihtiyaç duyulan şey “daha fazla aksiyon” değil, doğru sırayla teşhistir.

Brandaft’ta bu tür durumlarda kullandığımız yaklaşım basittir: Düşüşü düzeltmeye çalışmadan önce, aşağıdaki 7 soruya net cevap verilir. Cevabı olmayan soruda müdahale yapılmaz.

  • En çok düşen landing page’ler hangileri?
    Bu sayfalar en değerli (P1) sayfalar mı, yoksa ikincil mi? Önce nerede kan kaybedildiğini bilmeden çözüm olmaz.
  • Bu sayfalar hangi durum koduyla yanıt veriyor?
    200 mü, 301 mi, yoksa fark edilmemiş bir 404 mü var? Yanlış status kodu, tüm diğer çalışmaları boşa çıkarabilir.
  • Canonical etiketleri gerçekten yeni URL’i mi işaret ediyor?
    Yanlış canonical, Google’a açıkça “asıl sayfa bu değil” demektir.
  • İç link akışı değişti mi?
    Daha önce güçlü link alan bir sayfa, yeni yapıda yetim kalmış olabilir. Bu genelde sessiz ama etkili bir düşüş sebebidir.
  • Sitemap veya Search Console coverage hatası var mı?
    Google sayfayı tarayamıyor mu, indekslemekten mi vazgeçmiş? İki durumun çözümü aynı değildir.
  • Core Web Vitals veya hız metriklerinde dramatik bir bozulma oldu mu?
    Özellikle mobil tarafta yaşanan sert düşüşler, sıralamayı doğrudan etkileyebilir.
  • JavaScript yüzünden içerik veya linkler görünmez hâle geldi mi?
    Kullanıcı görüyor olabilir ama Google görmüyorsa, SEO açısından sayfa yoktur.

Bu 7 sorunun gücü şuradadır: Sorular sırayla cevaplandığında, sorun genelde ilk birkaç maddede ortaya çıkar. Böylece “her yere dokunalım” kaosu yerine, tek noktaya odaklanan net bir müdahale yapılır.

Trafik düşüşleri her zaman felaket değildir. Felaket olan şey, düşüşü ne olduğunu bilmeden düzeltmeye çalışmaktır.

Brandaft Yaklaşımı: “Redesign = Growth Opportunity” Protokolü

Yeniden tasarım projelerinde temel fark, olaya nasıl baktığınızla başlar. Biz Brandaft’ta bunu bir “SEO checklist” olarak ele almayız. Çünkü checklist’ler maddeleri tamamlatır ama sonucu garanti etmez. Bunun yerine süreci bir SEO migrasyon operasyonu olarak yönetiriz: riskleri baştan tanımlar, kararları yazılı hâle getirir ve yayına kadar adım adım kontrol ederiz.

Bu yaklaşımın pratiği nettir. Teslim edilen şey yalnızca “site yayına çıktı” değildir. Redirect map, launch öncesi teknik QA raporu, ilk 30 gün için izleme tablosu ve her hafta neye müdahale edileceğini gösteren aksiyon backlog’u birlikte yürür. Böylece SEO, yayından sonra hatırlanan bir konu değil; sürecin omurgası olur.

Ama bizim için asıl kritik nokta şu perspektiftir: “Trafik var ama satış yok.”
Yeniden tasarım sadece sıralamayı koruma operasyonu değildir. Doğru kurgulandığında, en çok trafik alan landing page’lerde arama niyetini daha net karşılayan, güveni daha hızlı inşa eden ve dönüşümü kolaylaştıran bir akış kurmak için nadir bir fırsattır. Yani mesele sadece kaybetmemek değil; doğru sayfalarda daha iyi performans almaktır.

Bu yüzden yeniden tasarımı “riskli bir zorunluluk” olarak değil, kontrollü bir büyüme anı olarak ele alırız. Nerede koruyacağımızı, nerede iyileştireceğimizi ve nerede hiç dokunmamamız gerektiğini baştan netleştiririz.

Eğer web sitenizi yenilemeyi planlıyorsanız, İstanbul merkezli bir SEO ajansı olarak global ve ulusal ölçekte yürüttüğümüz projelerden edindiğimiz tecrübeyle, yayına çıkmadan önce mevcut sitenizin en değerli sayfalarını ve olası risk noktalarını 30 dakikalık bir “SEO Migrasyon Teşhis Tablosu” üzerinden birlikte çıkarabiliriz. Böylece launch gününe kadar hangi adımın neyi koruduğu, hangi noktada büyüme fırsatı olduğu netleşir.

Web Sitesi Yenilerken Yaşanan SEO Kayıları ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Web sitesi yenilerken SEO kaybı nasıl önlenir?

SEO kaybını önlemenin yolu, yenilemeyi bir tasarım işi değil bir SEO migrasyon süreci olarak ele almaktan geçer. Yayına çıkmadan önce mevcut performansın benchmark’ını almak, URL ve içerik kararlarını netleştirmek ve redirect’leri doğru kurmak kritik rol oynar. Launch sonrası ilk 30 günün aktif izlenmesi de kaybın kalıcı hâle gelmesini engeller.

Yeniden tasarım sonrası trafik düşmesi normal mi?

Kısa vadeli dalgalanmalar normal olabilir çünkü Google yeni site yapısını tarar ve yeniden anlamlandırır. Ancak ani ve kalıcı düşüşler genellikle teknik veya yapısal bir soruna işaret eder. Bu yüzden düşüşü “normal mi, sorun mu?” diye ayırmak için önceden alınmış benchmark verileri şarttır.

URL’leri değiştirmeden web sitesi yenilenebilir mi?

Evet, birçok projede yalnızca görsel ve kullanıcı deneyimi iyileştirilerek URL’lere dokunmadan yenileme yapılabilir. Bu yaklaşım SEO açısından daha düşük risklidir. URL değişimi ancak bilgi mimarisi veya arama niyeti ciddi şekilde iyileştirilecekse tercih edilmelidir.

Redirect map neden bu kadar kritik?

Redirect map, eski sitenin SEO değerinin yeni siteye nasıl taşınacağını belirleyen ana dokümandır. Yanlış veya eksik yönlendirmeler, backlink ve sıralama kaybına yol açabilir. Doğru hazırlanmış bir redirect map, Google’a “neyin nereye gittiğini” net biçimde anlatır.

Yeniden tasarımdan sonra SEO ne kadar sürede toparlanır?

Bu süre sitenin büyüklüğüne, değişikliklerin kapsamına ve teknik doğruluğa bağlıdır. İyi planlanmış projelerde ciddi bir kayıp yaşanmaz; küçük dalgalanmalar ise genelde ilk birkaç hafta içinde dengelenir. Kritik olan, ilk 30 gün boyunca doğru sinyalleri izleyip gerektiğinde hızlı müdahale edebilmektir.

Picture of Şahan Muratoğlu

Şahan Muratoğlu

10 yılı aşkın SEO ve dijital pazarlama deneyimiyle dijital dünyayı bir entelektüel derinlikte yorumlayan Şahan’ın tutkusu SEO Stratejileridir. Global ve yerel ölçekte rekabetin en sert olduğu pazarlarda kanıtlanmış başarılara sahip olan Şahan, aynı zamanda çeşitli konferanslarda sektöre yön veren yetkin bir konuşmacıdır.
Facebook
Twitter
LinkedIn

Bültenimize abone olarak içeriklerden ilk siz haberdar olun.

Yayınladığımız içeriklerden ilk siz haberdar olmak için e posta bültenimize abone olun.

Son eklenen yazılar