Trafik Var, Satış Yok : 30 Dakikalık Dönüşüm Teşhisi (Adım Adım)

Trafik artıyor ama satış gelmiyorsa sorun çoğu zaman UX değil; sistemin kopan halkasıdır. Bu rehberde 30 dakikalık dönüşüm teşhisiyle ölçüm, niyet, güven, friksiyon ve teklif katmanlarını adım adım okuyup satışın nerede kaybolduğunu netleştiriyoruz.
Trafik Var, Satış Yok 30 Dakikalık Dönüşüm Teşhisi (Adım Adım)

Rakamlar iyi görünüyor ama kasa sessiz.
Google Search Console’da gösterimler artıyor, Analytics’te trafik akıyor… ama günün sonunda “satış” dediğimiz o tek sayı yerinden kıpırdamıyor. Bu noktada çoğu ekip aynı refleksi veriyor: daha fazla trafik. Oysa sorun çoğu zaman trafikte değil; trafikten sonra ne olduğunda.

Brandaft’ta işe hep şu cümleyle başlarız: Trafik bir metrik; satış bir sonuçtur.

Bu ikisinin arasında ise genelde konuşulmayan, ama her şeyi belirleyen bir şey vardır: dönüşüm sistemi. Kullanıcının niyetiyle sayfanın mesajı, güven sinyalleriyle teklifin algısı, ölçümle karar alma biçimi… Eğer bu sistemde bir halka kopuksa, doğru trafik bile satış üretmez.

Bu yazıda “genel CRO önerileri” ya da ezbere taktikler bulmayacaksınız.

Bunun yerine, 30 dakikalık net bir teşhis akışı paylaşacağız. Trafiğin nerede anlamını yitirdiğini, kullanıcının nerede duraksadığını ve satışın tam olarak hangi noktada kaybolduğunu adım adım bulacağız. Çünkü arama motorlarında üstte sıralanmak tek başına satış demek değildir; asıl farkı, o sıralamadan sonra sistemin ne yaptığı yaratır. Amacımız sizi ikna etmek değil; kontrolü geri vermek. Çünkü satış problemi çoğu zaman gizemli değildir — sadece doğru yerden bakılmamıştır.

Önce Tanım: “Satış yok” gerçekten ne demek?

“Satış yok” cümlesi çoğu zaman tek bir problemi anlatıyor gibi kullanılır.
Oysa sahada gördüğümüz şey şu: Aynı cümle, birbirinden tamamen farklı üç durumu ifade edebiliyor. Ve bu üç senaryonun teşhisi de, çözümü de farklıdır.

“Satış yok” hangi senaryo?

Senaryo Ne görürsünüz? İlk şüphe İlk 1 aksiyon
Trafik var, hiç satış yok Oturum var, dönüşüm yok Ölçüm kopuk / yanlış niyet / güven kırılması GA4 event + GSC/GA4 tutarlılık kontrolü
Satış var ama beklentinin altında Trafik artıyor, CVR düşüyor Mesaj–niyet uyumsuzluğu / friksiyon Huni: add_to_cart → begin_checkout kırılımı
Satış var ama kârlılık yok Gelir var, marj yok Teklif/çerçeve zayıf / indirim bağımlılığı Revenue per session + AOV + iade oranı okuması
  • Trafik var, hiç satış yok :  Bu genelde en panik yaratan senaryodur. Sayfaya insanlar geliyor ama tek bir sipariş, tek bir form, tek bir ödeme bile oluşmuyor. Bu durumda sorun çoğu zaman “ürün kötü” değildir. Ya ölçüm kopuktur, ya yanlış niyetli trafik geliyordur, ya da kullanıcı daha ilk temas noktasında “buraya güvenmemeliyim” sinyali alıyordur.
  • Satış var ama beklentinin çok altında : Sistem tamamen çalışmıyor değildir; ama ciddi bir kaçak vardır. Trafik artarken satış aynı hızda artmaz, dönüşüm oranı düşer ya da sepetten sonra kullanıcılar kaybolur. Bu tablo genellikle mesaj–niyet uyumsuzluğu, zayıf güven sinyalleri veya gereksiz friksiyonlar (uzun formlar, karmaşık ödeme adımları) yüzünden oluşur.
  • Satış var ama kârlılık yok : En tehlikeli senaryo budur, çünkü ilk bakışta “işler yolunda” gibi görünür. Satış gelir, ama reklam maliyeti yüksektir, indirim bağımlılığı oluşmuştur ya da düşük sepet ortalaması tüm emeği boşa çıkarıyordur. Burada mesele dönüşümden çok teklifin ve değer algısının yanlış kurgulanmasıdır. CRO, fiyat kırmak değil; değeri doğru çerçevelemektir.

Bu üç durumu birbirinden ayırmadan yapılan her analiz, sorunu büyütür.
Bu yüzden teşhise başlamadan önce neyi ölçtüğümüzü netleştirmemiz gerekir.

Bu yazıda bakacağımız 5 temel metrik (basitçe)

Burada “dashboard gösterisi” yapmayacağız.
Sadece, satış problemini gerçekten anlatan 5 temel metriğe odaklanacağız:

  • Conversion Rate (Dönüşüm Oranı) : Gelen her 100 kişiden kaçı gerçekten aksiyon alıyor? Genel tabloyu görmemizi sağlar ama tek başına asla yeterli değildir.
  • Add-to-Cart Rate (Sepete Ekleme Oranı) : Ürün ilgi çekiyor mu? Kullanıcı “istemiyorum” mu diyor, yoksa “bir bakayım” deyip sonra mı vazgeçiyor?
  • Checkout Start Rate (Ödeme Başlatma Oranı) : Sepete girenlerin kaçı ödeme adımına geçiyor? Buradaki düşüşler genellikle güven ve sürpriz maliyet sinyali verir.
  • Cart Abandonment Rate (Sepet Terk Oranı) : Kullanıcı en kritik noktada neden vazgeçti? Kargo, iade, üyelik zorunluluğu ya da karmaşık ödeme akışı burada kendini belli eder.
  • Revenue per Session (Oturum Başına Gelir) : Trafiğin gerçekten “para üreten” kısmını gösterir. Kârlılık problemlerini ve teklif zayıflığını en net anlatan metriklerden biridir.

Teşhis için 5 metrik: Ne anlatır, ne zaman alarm verir?

Metrik Ne anlatır? Kırmızı bayrak İlk kontrol
Conversion Rate Sistemin genel sonucu Trafik artarken CVR düşmesi Kanal/cihaz kırılımı
Add-to-Cart Rate Ürün/teklif ilk iknası Yüksek trafik + düşük sepete ekleme Ürün sayfası ilk ekran mesajı
Checkout Start Rate Güven + sürpriz maliyet sinyali Sepete ekleme var, ödeme başlatma yok Kargo/iade/ücret görünürlüğü
Cart Abandonment Rate Karar anındaki kopuş Checkout’ta uzun kalıp çıkış Misafir ödeme / form alanları
Revenue per Session Trafiğin para üreten kalitesi Trafik artıyor, RPS sabit/düşük Kanal bazlı RPS karşılaştırması

Bu metrikleri ayrı ayrı değil, birlikte okuduğumuzda satışın neden gelmediği netleşir.

Bir sonraki adımda, bu verilerin hangi katmanda bozulduğunu göreceğiz: ölçüm mü, niyet mi, güven mi, friksiyon mu, yoksa teklif mi?

Dönüşüm Darboğaz Haritası: Sorun 4 Katmanda Çıkar

Dönüşüm darboğazı: Katman bazlı hızlı okuma

Katman Tipik belirti Kanıt (neye bakılır?) İlk hamle
0 — Ölçüm “Trafik var” ama davranış yok GA4 event’ler / GSC vs GA4 tutarlılığı Tracking + consent + event mapping
1 — Niyet Okuyor ama satın almıyor TOFU sorgu ağırlığı + düşük add_to_cart BOFU için ayrı landing / mesaj hizası
2 — Güven Sepete ekliyor, ödeme yok Checkout davranışı / tereddüt sinyalleri Güven bloklarını CTA öncesine taşı
3 — Friksiyon Başlıyor ama tamamlamıyor Form alanı zorlanma / mobil farkı Misafir ödeme + form sadeleştirme
4 — Teklif/Değer Son anda vazgeçiyor Fiyat alanı tereddüt / kıyas davranışı Paketleme + garanti + “neden biz”

“Satış yok” problemi tek bir noktada ortaya çıkmaz.

Çoğu zaman kullanıcı yolculuğunun farklı yerlerinde biriken küçük kopukluklar, en sonda büyük bir sonuca dönüşür: ödeme gelmez. Bu yüzden Brandaft’ta dönüşümü tek bir metrik ya da tek bir sayfa üzerinden değil, katmanlı bir sistem olarak ele alırız.

Bu yaklaşımı Brandaft olarak Dönüşüm Darboğaz Haritası olarak tanımlarız.

Amaç, “ne yapalım?” sorusundan önce “sorun tam olarak nerede başlıyor?” sorusuna cevap vermektir. Çünkü yanlış katmana müdahale ederseniz, doğru trafiği bile öldürebilirsiniz. İçeriği optimize edersiniz ama ölçüm bozuksa sonuç alamazsınız. Güven eklemeye çalışırsınız ama yanlış niyetli trafik geliyordur.

Bu harita, problemi 4 ana katmanda (aslında sıfırıncıdan başlayarak) inceler.
Her katman farklı bir soruya cevap verir:

  • Gerçekten ölçüyor muyuz, yoksa kendimizi mi kandırıyoruz?
  • Doğru insanlar mı geliyor?
  • Gelenler inanıyor mu?
  • İnanıp isteyenler gerçekten yapabiliyor mu?
  • Ve en sonda: İstedi ama değdi mi?

Bir sonraki adımda bu katmanların her birini tek tek, bullet bazlı ve teşhis odaklı açacağız.
Amacımız “herkese uyan tavsiye” vermek değil; sizin probleminizin hangi katmanda takıldığını netleştirmek.

Katman 0: Veri Katmanı (Ölçüm Hatası / Kendini Kandırma)

Bu katman en sık atlanan, ama en kritik olanıdır.
Çünkü yanlış ölçümle yanlış teşhis yaparsınız; yanlış teşhisle de doğru trafiği bile öldürürsünüz. İçeriği değiştirirsiniz, bütçeyi artırırsınız, tasarımı yenilersiniz… ama sorun aslında en baştan, verinin kendisindedir.

“Satış yok” dediğiniz birçok senaryoda, aslında sistem şunu söylüyordur: Ben doğru ölçmüyorum.

Bu katmanda en sık karşılaştığımız ölçüm problemleri şunlar:

  • GA4 event kurulumu yanlış veya eksik
    Satın alma (purchase), sepete ekleme (add_to_cart), ödeme başlatma (begin_checkout) ya da ürün görüntüleme (view_item) event’leri kopuktur ya da hiç tetiklenmiyordur. Bu durumda huni sağlıklı görünmez; nerede düştüğünüzü gerçekte bilemezsiniz.
  • Bot / spam trafik veriyi kirletir
    Özellikle “gösterim var ama etkileşim yok” senaryolarında karşımıza çıkar. SEO tarafında sahte sorgular, reklam tarafında ise düşük kaliteli placement’lar veya otomatik tıklamalar, oturum sayısını şişirir ama davranış üretmez. Sonuç: yüksek trafik, sıfıra yakın anlam.
  • Attribution ve kanal kırılımı tutarsızlığı
    Google Search Console trafiği “organik” olarak görürken, GA4’te landing sayfaları anlamsız dağılır. Reklam tarafında ise Meta/Google Ads “dönüşüm var” der, GA4 bunu göremez. Kanal, sayfa ve oturum ilişkisi bozulduğunda hangi trafiğin işe yaradığını ayırt edemezsiniz.

Aksiyon Notu (net kural):

Eğer GSC’de binlerce gösterim görüp GA4’te sıfıra yakın etkileşim görüyorsanız, ilk teşhis içerik değil; kurulumdur.

Bu katman için hızlı mini teşhis kuralları:

  • SEO senaryosu: GSC’de tıklama geliyor ama GA4’te Average Engagement Time aşırı düşükse → Ya niyet–sayfa uyumsuzluğu vardır ya da ölçüm doğru çalışmıyordur.
  • Reklam senaryosu: Ads panelinde tıklama ve harcama artarken GA4’te oturum veya event görünmüyorsa → Tracking, UTM, event mapping veya consent yapılandırması kontrol edilmelidir.
  • Genel kırmızı bayrak: GSC veya reklam panellerinde gösterim/tıklama uçuyor ama GA4’te neredeyse hiç oturum yoksa → Etiket, filtreleme, domain ayarları veya bot trafiği ihtimali yüksektir.

Bu katmanı netleştirmeden yapılan her CRO (conversion rate optimization / dönüşüm oranı optimizasyonu ) çalışması, karanlıkta yol almaya benzer.

O yüzden dönüşüm teşhisi her zaman buradan başlar: Gerçekten ne ölçüyoruz?

Katman 1: Niyet (Doğru İnsan mı Geldi?)

Ölçüm doğruysa ve trafik gerçekten geliyorsa, sıradaki soru şudur: 

Bu trafik satın almaya niyetli mi, yoksa sadece bilgi mi arıyor? Bu ayrımı “hissetmek” yetmez; kanıtlamak gerekir.

Çünkü yanlış niyetli trafik çoğu zaman sessizdir. Gelir, bakar, okur… ama satın almaz. Ve eğer doğru metriklerle bakmazsanız, bu durumu “ürün kötü” diye yorumlarsınız.

  • Kaynağa göre niyet farkı (kanıtlanabilir) : Organik trafikte “nedir / nasıl / örnek / karşılaştırma” ağırlıklı sorgular, GA4’te genellikle:
    • Daha uzun Average Engagement Time
    • Daha düşük Add-to-Cart Rate
      ile birlikte görülür.
      Bu, kullanıcının sayfayla ilgilenmediğini değil; farklı bir şey aradığını gösterir.
  • Davranış verisiyle niyet doğrulama (proje örneği) : Bir projede, ürün sayfası olarak kurgulanan bir landing, aylık ~10.000 organik oturum alıyordu.
    GA4 verileri şunu gösteriyordu:
    • Ortalama etkileşim süresi: yüksek
    • Sepete ekleme oranı: %0,3’ün altında

Yani kullanıcılar sayfayı terk etmiyordu; satın almıyordu. Microsoft Clarity kayıtlarını incelediğimizde tablo netleşti:

  • Kullanıcıların %70’ten fazlası sayfanın üst yarısında kalıyor
  • Scroll derinliği düşüyor
  • Fiyat ve CTA alanlarına ulaşan kullanıcı oranı çok sınırlı

Bu veri bize şunu söyledi: Kullanıcı ürünü reddetmiyor, henüz ürüne gelmiyor.

  • Reklam trafiğinde niyet kırılması (ölçülebilir sinyal)
    Aynı projede reklam tarafında CTR yüksekti; ancak GA4’te:
    • Checkout Start Rate neredeyse yoktu
    • Oturum süresi organik trafiğe göre belirgin biçimde düşüktü

İnceleme sonrası görülen şey basitti: Reklam kreatifi “hemen çözüm” vaadi verirken, landing “bilgi anlatıyordu”. Bu bir trafik problemi değil, vaat–sayfa uyumsuzluğuydu.

Mini kontrol listesi (kanıta dayalı):

  • Yüksek oturum süresi + düşük sepete ekleme → Bilgi niyeti
  • Yüksek tıklama + düşük checkout start → Mesaj uyumsuzluğu
  • Scroll derinliği fiyat/CTA öncesinde düşüyorsa → Satın alma niyeti yok
  • Organik ve reklam trafiği aynı sayfada ama farklı davranıyorsa → Niyet karışmıştır

Bu katmanda amaç kullanıcıyı zorlamak değil; kullanıcının zihinsel aşamasını kabul etmektir.
Çünkü doğru niyet gelmeden, en iyi CRO bile satış üretemez.

Katman 2: Güven (İnanmadı)

Niyet doğru olabilir. Kullanıcı gerçekten satın almaya yakın da olabilir.
Ama satış hâlâ gelmiyorsa, en sık karşılaştığımız sebep şudur: kullanıcı ikna olmadı değil, güvenmedi.

Bu katmanda kritik nokta şu:
Kullanıcı ürünü ister ama risk algısı, fayda algısından ağır basar. Ve bu genellikle yüksek sesle olmaz; sessizce çıkar.

Güven problemi “yorum yok” kadar basit bir mesele değildir.
Görünürlük, zamanlama ve bağlam meselesidir.

  • Güven sinyali var ama görünür değil : Birçok sitede iade, kargo, şirket bilgisi veya ödeme güvenliği vardır. Ama kullanıcı bu bilgilere karar anından sonra ulaşır. Oysa güven sinyali, satın alma butonundan önce çalışmalıdır.
  • Davranış verisiyle güven kırılması (proje örneği) : Bir e-ticaret projesinde şu tabloyla karşılaştık:
    • Add-to-Cart Rate sağlıklıydı
    • Checkout Start Rate fena değildi
    • Ama sepet terk oranı çok yüksekti
  • GA4 hunisi “ödeme adımı”nı işaret ediyordu.
    Microsoft Clarity kayıtlarında ise kullanıcıların:
    • Ödeme sayfasında ileri–geri mouse hareketleri yaptığı
    • Kargo ve iade alanlarını aradığı
    • Sayfadan çıkmadan önce sayfayı aşağı yukarı tekrar taradığı görüldü

Yani kullanıcı “istemediği” için değil, emin olamadığı için çıkıyordu.

  • Ödeme güvenliği = sadece logo değildir : SSL, banka logoları veya “güvenli ödeme” yazısı tek başına yeterli değildir. Kullanıcı şu soruların cevabını net görmek ister:
    • Bir sorun olursa kime ulaşacağım?
    • İade süreci gerçekten kolay mı?
    • Bu şirket gerçek mi, muhatabım kim?
  • Reklam trafiğinde güven açığı daha hızlı ortaya çıkar : Reklamla gelen kullanıcı markayı tanımaz. Bu yüzden reklam trafiğinde:
    • Sepete ekleme var ama satın alma yoksa
    • Sorun çoğu zaman fiyat değil, marka ve güven algısıdır

Mini kontrol listesi (kanıta dayalı):

  • Sepete ekleme var ama ödeme başlatma düşüyorsa → Güven veya sürpriz maliyet
  • Kullanıcı ödeme sayfasında uzun kalıp çıkıyorsa → Kararsızlık / risk algısı
  • Clarity’de ödeme adımında yoğun mouse hareketi varsa → “Emin değilim” sinyali
  • İade, kargo, iletişim bilgileri CTA’dan sonra geliyorsa → Geç kalınmış güven

Bu katmanda yapılacak hata şudur:
Güveni “ekstra içerik” sanmak.

Oysa güven, dönüşümün ön koşuludur.
İnanmayan kullanıcı, isteyen kullanıcıdan çok daha hızlı kaybolur.

Katman 3: Friksiyon (Yapamadı)

Bu katmanda kullanıcı artık istemiştir ve çoğu zaman inanmıştır.
Ama satış yine de olmaz. Çünkü mesele ikna değil, yapabilirliktir.

Friksiyon; kullanıcının önüne çıkan her ekstra adım, her belirsizlik ve her küçük zorlanmadır.
Tek başına önemsiz gibi görünürler ama birleştiğinde kullanıcıya şunu söylerler:
“Bunu şimdi yapmak zahmetli.”

  • Ürün sayfası mı, sepet mi kaybettiriyor? (ayırt etmek kritik)
    Dönüşüm problemi olan birçok projede şu hata yapılır:
    Her düşüş “ürün sayfası” sanılır.
    Oysa veri çoğu zaman şunu gösterir:
    • Ürün sayfası ikna ediyor
    • Sepet ve ödeme akışı yıpratıyor
  • Davranış verisiyle friksiyonun tespiti (proje örneği)
    Bir projede şu tabloyla karşılaştık:
    • Add-to-Cart Rate sağlıklı
    • Checkout Start Rate belirgin şekilde düşüktü
  • Microsoft Clarity kayıtlarında kullanıcıların:
    • Sepet sayfasında gereksiz yere duraksadığı
    • Form alanlarında ileri–geri mouse hareketleri yaptığı
    • “Üye ol / giriş yap” adımında sayfayı terk ettiği görüldü
  • Kullanıcı ikna olmuştu. Ama süreç fazla zahmetliydi.
  • Mobil friksiyon masaüstünden daha pahalıdır
    Mobilde:
    • Küçük butonlar
    • Uzun formlar
    • Zayıf hız dönüşüm oranını dramatik biçimde düşürür.
      Masaüstünde tolere edilen şeyler, mobilde anında terk yaratır.
  • Sürpriz maliyet = görünmez friksiyon
    Kargo, vergi veya ekstra ücretler ödeme adımında ortaya çıkıyorsa, kullanıcı kendini kandırılmış hisseder.
    Bu, güvenle friksiyonun kesiştiği noktadır ve terk oranı burada hızla yükselir.

Mini kontrol listesi (kanıta dayalı):

  • Sepete ekleme var ama ödeme başlatma yoksa → Friksiyon güçlü aday
  • Mobil dönüşüm masaüstüne göre ciddi düşükse → UX / hız problemi
  • Clarity’de form alanlarında yoğun mouse hareketi varsa → Zorlayıcı adım
  • Üyelik zorunluluğu varsa → Sessiz terk sebebi
  • Ek maliyetler geç görünüyorsa → Karar anında cayma

Bu katmanda yapılacak en büyük hata şudur:
“Kullanıcı zaten buraya kadar gelmiş, biraz daha uğraşsın.”

Gerçekte kullanıcı hiçbir zaman uğraşmak istemez.
İstediği şey basittir: Hızlı, net ve sorunsuz bir çıkış.

Katman 4: Teklif / Değer (İstedi ama Değmedi)

Bu noktaya gelen kullanıcı için tablo nettir:
İstedi. İnandı. Yapabildi.
Ama son anda şunu düşündü: “Buna değiyor mu?”

Buradaki kritik fark şu:
Kullanıcı çoğu zaman “pahalı” demez.
Sessizce “emin değilim” der ve çıkar.

  • Fiyat tek başına problem değildir
    Aynı ürünü daha pahalıya satan ama daha çok satan markalar vardır.
    Aradaki fark fiyat değil, sunulan değerin netliğidir.
    Kullanıcı şunu görmek ister: “Bu bedelin karşılığında ne kazanıyorum?”
  • Değer belirsizse risk büyür (proje örneği)
    Bir projede ödeme sayfasına kadar gelen kullanıcı oranı yüksekti.
    Ancak dönüşüm yine düşüktü. İnceleme sonrası fark edilen şey şuydu:
    • Ürün açıklamaları “ne olduğu”nu anlatıyordu
    • Ama “kimin için, hangi problemi çözdüğü ve neden farklı olduğu” net değildi
  • Kullanıcı ürünü istiyordu, ama zihninde şu cümle tamamlanmıyordu:
    “Evet, bu benim için doğru seçim.”
  • Paketleme ve çerçeveleme dönüşümü değiştirir
    Tek bir fiyat, çıplak bir rakamdır.
    Paketlenmiş bir teklif ise kıyaslama zemini yaratır:
    • Kimler için uygun?
    • Ne dahil, ne değil?
    • Hangi senaryoda mantıklı?
  • Bu çerçeve yoksa kullanıcı, fiyatı rakiplerle değil; kendi şüphesiyle kıyaslar.
  • Risk tersine çevrilmedikçe karar gelmez
    Garanti, iade, deneme süresi veya “sözümüzün arkasındayız” mesajı net değilse, kullanıcı riski üstlenmek istemez.
    Bu noktada küçük bir güven unsuru, büyük bir dönüşüm farkı yaratabilir.

Mini kontrol listesi (kanıta dayalı):

  • Ödeme adımına gelen ama satın almayan kullanıcı → Değer net değil
  • Benzer ürünler arasında kararsızlık → Çerçeveleme zayıf
  • “Neden biz?” cevabı yok → Fiyat her zaman pahalı görünür
  • Garanti / risk azaltıcı mesaj yok → Karar ertelenir

Bu katmanda yapılacak hata şudur:
“İndirim yapalım, belki alırlar.”

Oysa çoğu zaman sorun fiyat değil; fiyatın anlamıdır.
Değer netleştiğinde, kullanıcı karar vermekte zorlanmaz.

30 Dakikalık Teşhis Akışı (Brandaft Yöntemi)

Bu bölümün tek amacı var:
“Ne sırayla bakacağım?” sorusuna tartışmasız bir cevap vermek.

Aşağıdaki akış; SEO, reklam, sosyal ya da direkt trafik fark etmeksizin uygulanır.
Yeni bir araç kurmanızı değil, doğru sırayla bakmanızı ister.
Toplam süre: yaklaşık 30 dakika.

  • 0. Adım — Gerçeklik Kontrolü (3 dk): GSC vs GA4
    Amaç: “Trafik var” sandığınız şey gerçekten trafik mi, yoksa yanlış beklenti mi?
    • GSC’de sorguların çoğu TOFU ise (ör. nedir, nasıl yapılır, örnek, ne işe yarar)
    • Siz GA4’te BOFU (satın alma) davranışı bekliyorsanız
  • Bu bir SEO başarısızlığı değildir.
    Bu, niyet–mesaj uyumsuzluğudur.

    Kullanıcı “nedir” diye sormuştur; siz “satın al” demişsinizdir.

    Kırmızı bayrak kuralı:
    TOFU sorgu ağırlığı yüksek + ürün sayfası odaklı CTA = Mismatch
  • 1. Adım — Trafiği Segmentle (5 dk)
    Amaç: Problemin herkeste mi, yoksa belirli bir yerde mi çıktığını görmek.
    • Kanal bazlı: organik / reklam / sosyal / direkt
    • Sayfa bazlı: ürün, kategori, landing, blog
    • Cihaz bazlı: mobil vs masaüstü
  • Burada genellikle şu ortaya çıkar:
    “Sorun her yerde değil, sadece belirli bir kombinasyonda.”
  • 2. Adım — Nerede Düştüğünü Bul (10 dk)
    Amaç: Tahmin etmek değil, huniyle görmek.
    • Ürün görüntülendi mi?
    • Sepete eklendi mi?
    • Ödeme başlatıldı mı?
    • Nerede kopuyor?
  • Bu adımda sorun katmanı netleşir:
    niyet mi, güven mi, friksiyon mu, teklif mi?
  • 3. Adım — Isı Haritası Değil, “Tereddüt Haritası” (10 dk)
    Amaç: Kullanıcının neye tıkladığını değil, nerede duraksadığını görmek.
    • Fiyat alanında mouse dolaşıyor mu?
    • CTA’ya gelmeden çıkıyor mu?
    • Form alanlarında geri–ileri hareket var mı?
  • Bu sinyaller, kullanıcının “istemediğini” değil; emin olmadığını gösterir.
  • 4. Adım — 3 Hipotez Yaz, 1 Test Seç (5 dk)
    Amaç: Her şeyi aynı anda düzeltmeye çalışmamak.

    Basit şablon:
    “Eğer X’i değiştirirsek, Y artar; çünkü Z.”
    • 3 hipotez yaz
    • Etkisi en yüksek olan 1 tanesini seç
    • Önce onu test et

Bu akışın gücü şuradan gelir:
Sorunu çözmeye çalışmadan önce, yanlış şeyi düzeltmeyi bırakır.

En Sık 7 Kök Neden (Teşhis Bağlamıyla)

Aşağıdaki nedenler “kopya liste” değildir.
Her biri, nasıl anlarsın ve ilk neyi denersin sorularına cevap verir.

  • Yanlış Trafik (Niyet Uyuşmuyor)
    Belirti: Trafik artar, satış artmaz. Oturum süresi yüksek ama aksiyon yok.
    Kanıt: GSC’de TOFU sorgular ağırlıkta; GA4’te sepete ekleme düşük.
    Çözüm: Bilgi trafiğini satıştan ayır; BOFU sorgular için ayrı landing kurgula.
    Hızlı Test: TOFU içeriklerde CTA’yı “satın al”dan “rehberi gör / karşılaştır”a çevir.
  • Landing Mesajı / Reklam Vaadi Uyuşmuyor (Mismatch)
    Belirti: Reklam tıklanıyor, ama sayfada hızlı çıkış var.
    Kanıt: Yüksek CTR + düşük checkout start rate.
    Çözüm: Reklam vaadiyle landing’in ilk ekran mesajını birebir hizala.
    Hızlı Test: Landing’in hero başlığını reklam metnindeki ana vaade göre değiştir.
  • Ürün Sayfası İkna Etmiyor (Anlatıyor ama Satmıyor)
    Belirti: Sayfa okunuyor ama sepete ekleme yok.
    Kanıt: Yüksek engagement time + düşük add-to-cart.
    Çözüm: Özellik anlatımı yerine fayda, kullanım senaryosu ve “kimin için?” netliği ekle.
    Hızlı Test: İlk ekranın altına “Bu ürün kimler için uygun?” bloğu ekle.
  • Güven Sinyali Eksik veya Geç Görünüyor
    Belirti: Sepete ekleme var, ödeme yok.
    Kanıt: Checkout’ta uzun kalma + sepet terk artışı.
    Çözüm: İade, kargo, iletişim ve ödeme güvenliğini CTA’dan önce görünür yap.
    Hızlı Test: Satın alma butonunun yakınına kısa iade/kargo güvencesi ekle.
  • Sepet / Ödeme Friksiyonu (Yapamadı)
    Belirti: Ödeme başlatılmıyor ya da yarıda bırakılıyor.
    Kanıt: Form alanlarında yoğun mouse hareketi; üyelik adımında terk.
    Çözüm: Misafir satın alma, daha kısa form, tek sayfa ödeme.
    Hızlı Test: Üyelik zorunluluğunu geçici olarak kaldır.
  • Mobil Deneyim Zayıf
    Belirti: Mobil trafik yüksek, mobil dönüşüm düşük.
    Kanıt: Mobilde düşük revenue per session, yüksek terk.
    Çözüm: Hız, buton boyutları, okunabilirlik ve ödeme adımlarını sadeleştir.
    Hızlı Test: Mobilde ilk ekran CTA’sını büyüt, fiyatı yukarı al.
  • Teklif / Değer Algısı Zayıf (İstedi ama Değmedi)
    Belirti: Ödeme sayfasına gelen kullanıcı satın almıyor.
    Kanıt: Fiyat alanında tereddüt; rakiplerle gidip gelme davranışı.
    Çözüm: Paketleme, garanti ve risk tersine çevirme ile değeri çerçevele.
    Hızlı Test: “Neden biz?” veya kısa garanti mesajını fiyatın yanına ekle.

Bu 7 neden genellikle tek başına değil, birlikte çalışır. Ama iyi haber şu: Hepsini aynı anda çözmek zorunda değilsin.

Asıl kritik olan, hangisinin gerçekten etkili olduğunu doğru sırayla görmek.

Brandaft’ta veri analitiği yaklaşımını tam da bunun için kullanıyoruz: rapor üretmek için değil, karar verebilmek için. Çünkü doğru veri yoksa öncelik de yoktur; öncelik yoksa yapılan her iyileştirme tahmine dönüşür.

48 Saat / 7 Gün / 30 Gün: Dönüşüm Kurtarma Planı

Bu planın amacı “her şeyi düzeltmek” değil.
Doğru şeyi, doğru sırayla düzeltmek.

Brandaft yaklaşımında veri, rapor üretmek için değil; öncelik belirlemek için kullanılır.
Bu yüzden aşağıdaki adımlar, en hızlı geri dönüşten uzun vadeli sisteme doğru ilerler.

  • İlk 48 Saat: Hızlı Kazanımlar
    Amaç: Büyük geliştirmelere girmeden, sessiz kayıpları durdurmak.
    • Kargo, iade ve teslimat bilgisini ürün/landing sayfasında ilk ekrana taşı
    • Satın alma butonuna yakın 1–2 net güven mesajı ekle
    • Misafir satın alma veya daha kısa ödeme akışı mümkün mü kontrol et
    • Mobilde fiyat ve CTA görünürlüğünü artır
      → Bu adımlar genelde aynı hafta içinde ölçülebilir fark yaratır.
  • İlk 7 Gün: CRO Sprint
    Amaç: En çok potansiyel taşıyan sayfalarda kontrollü iyileştirme yapmak.
    • En çok trafik alan ilk 3 sayfayı seç
    • Başlık, görsel seti ve sosyal kanıt yerleşimini gözden geçir
    • Tek bir A/B test belirle (CTA metni, güven bloğu, fiyat çerçevesi)
    • Segment bazlı sonuçlara bak (kanal / cihaz)
      → Burada hedef hız değil, öğrenme.
  • İlk 30 Gün: Sistem Kur
    Amaç: Aynı problemi tekrar tekrar yaşamamak.
    • Kanal bazlı niyet haritası çıkar (SEO, reklam, sosyal)
    • İçerik, landing ve teklif yapısını bu niyete göre yeniden eşleştir
    • Ölçüm standardı belirle: “rapor” değil, karar panosu
    • Hangi metrik ne zaman alarm verir, netleştir
      → Bu aşama, dönüşümü şansa bırakmayan seviyedir.

Bu plan şunu sağlar:
Küçük dokunuşlarla nefes aldırır, orta vadede öğrenir, uzun vadede kontrol kurarsın.

Dönüşüm Odaklı Dijital Pazarlama Burada Nerede Devreye Giriyor?

Dönüşüm problemi ne SEO’nun, ne reklamın, ne de tasarımın tek başına sorunudur.
Sorun, bu kanalların aynı niyete hizmet edip etmediğidir.

Dönüşüm odaklı dijital pazarlama, trafiği artırmayı değil;
doğru trafiği, doğru sayfaya, doğru mesajla getirmeyi hedefler.

  • SEO: Trafik değil, niyet üretir. SEO sadece görünürlük değildir.
    • Bilgi arayan sorgular → rehber, içerik, karşılaştırma
    • Satın alma niyetli sorgular → landing, kategori, ürün
      Aynı sayfayla her niyeti karşılamaya çalışmak, dönüşümü düşürür.
  • Reklam: Hızlı test alanıdır
    Reklam trafiği, niyetin en hızlı ölçüldüğü yerdir.
    • Hangi mesaj çalışıyor?
    • Hangi vaat terk yaratıyor?
    • Hangi fiyat çerçevesi kabul görüyor?
      Reklam burada sadece satış değil, öğrenme üretir.
  • Sosyal Medya: Güven ve bağlam oluşturur
    Sosyal trafik çoğu zaman ilk temas noktasıdır. Kullanıcı satın almadan önce markayı tanımak ister.
    • Sosyal içerikler güveni besler
    • Landing, bu güveni boşa çıkarmamalıdır
  • UX: Her şeyin birleştiği yer
    UX sadece tasarım değildir; kullanıcının ne kadar zorlandığını gösterir. Hız, okunabilirlik, form sayısı ve ödeme akışı; tüm kanalların ortak sınavıdır.
  • Hepsini bağlayan şey: Veri ve öncelik
    Kanal bazlı başarı, tek başına anlamlı değildir. Önemli olan, hangi kanalın hangi aşamada çalıştığıdır. Dönüşüm odaklı yaklaşım, kanalları yarıştırmaz; eşleştirir.

Bu yüzden dönüşüm, tek bir ekip ya da tek bir araç işi değildir. Dijital pazarlama bir bütündür — ve satış, bu bütünün doğal sonucudur.

Sonuç: Trafiği Değil, Sistemi Onarın

“Trafik var ama satış yok” hissi insanı yorar.
Çünkü ortada emek vardır, bütçe vardır, zaman vardır — ama karşılığı yoktur. Bu noktada sorun çoğu zaman görünmez hâle gelir ve kontrol kaybolur.

Oysa bu yazıda gördüğümüz şey şuydu:
Satış problemi nadiren gizemlidir. Genellikle yanlış yerden bakıldığı için çözümsüz görünür. Ölçümden niyete, güvenden friksiyona, tekliften deneyime kadar her şey bir zincirin parçasıdır. Zincirin nerede koptuğunu gördüğünüz anda, panik yerini netliğe bırakır.

Brandaft’ta yaklaşımımız tam olarak budur.
Daha fazla trafik vaat etmek yerine, mevcut trafiğin neden satış üretmediğini anlamaya odaklanırız. Çünkü satış bir sihir değil; doğru kurulan bir sistemin doğrulamasıdır.

Eğer siz de şu döngüdeyseniz:

  • Trafik geliyor ama satış artmıyor
  • Hangi kanala müdahale edeceğinizi bilemiyorsunuz
  • “Bir şeyler yanlış ama nerede?” diyorsanız

bunu tek başınıza çözmek zorunda değilsiniz.

Eğer isterseniz, bu yazıda anlattığımız 30 dakikalık dönüşüm teşhisini birlikte yapabiliriz. Size uzun raporlar değil; nereden başlamanız gerektiğini gösteren kısa ve net bir aksiyon listesi çıkarırız.

Trafik Var, Ama Satış Yok Sorunu ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Trafik var ama satış yoksa sorun genelde nerede başlar?

Çoğu durumda sorun sandığınız yerden başlamaz. İlk kopukluk genellikle ölçümde ya da gelen trafiğin niyetindedir. Yanlış ölçülen veriler doğru görünen ama işe yaramayan kararlar aldırır. Niyet uyumsuzluğu varsa, doğru trafik bile satış üretmez. Bu yüzden teşhis her zaman “önce veri, sonra davranış” sırasıyla yapılmalıdır.

Dönüşüm oranı neden düşer? En yaygın sebepler nelerdir?

Dönüşüm oranı tek bir nedenle düşmez; genellikle birden fazla katman aynı anda çalışır. Yanlış niyetli trafik, zayıf güven sinyalleri, friksiyonlu ödeme adımları ve net olmayan teklif en sık görülen sebeplerdir. Özellikle mobil deneyimde küçük sorunlar büyük kayıplara yol açar. Bu yüzden sadece sayıyı değil, nerede düştüğünü görmek gerekir.

GSC’de tıklama var ama GA4’te etkileşim yoksa bu ne anlama gelir?

Bu senaryo genellikle iki ihtimali işaret eder: ölçüm problemi veya niyet–sayfa uyumsuzluğu. Kullanıcı aradığı şeyi bulamamış olabilir ya da etkileşim doğru ölçülmüyordur. Özellikle event kurulumları ve tracking ayarları bu noktada kritik rol oynar. İlk teşhis içerik değil, her zaman kurulum olmalıdır.

Sepet terk oranı neden yükselir ve en hızlı nasıl düşürülür?

Sepet terk oranı çoğu zaman fiyat yüzünden değil, belirsizlik yüzünden yükselir. Kargo, iade, teslimat süresi veya ödeme güvenliği net değilse kullanıcı son anda vazgeçer. En hızlı iyileştirme, bu bilgileri ödeme butonundan önce görünür hâle getirmektir. Friksiyonu azaltmak, ikna etmeye çalışmaktan daha etkilidir.

TOFU trafik satış getirir mi, BOFU’ya nasıl bağlanır?

TOFU trafik doğrudan satış getirmez, ama doğru kurgulanırsa satışa zemin hazırlar. Sorun, bilgi arayan kullanıcıya erken satış baskısı yapılmasıdır. Bu trafiği rehber, karşılaştırma ve ara CTA’larla BOFU aşamasına taşımak gerekir. Aynı sayfayla her niyeti karşılamaya çalışmak dönüşümü düşürür.

Bounce Rate mi Average Engagement Time mı daha önemli?

Tek başına hiçbir metrik yeterli değildir. Bounce Rate hızlı bir sinyal verir, ancak kullanıcı gerçekten ilgilenmiş mi anlamak için Average Engagement Time daha değerlidir. Uzun etkileşim süresi olup satış yoksa, bu genellikle bilgi niyetine işaret eder. Metrikleri tek tek değil, birlikte okumak doğru teşhisi sağlar.

Picture of Brandaft Dijital Pazarlama Ajansı

Brandaft Dijital Pazarlama Ajansı

Brandaft, her projeye özgün ve verimli çözümler sunarak, markaların dijital dünyadaki görünürlüğünü artırmayı hedefler. SEO stratejileri, içerik üretimi ve dijital pazarlama kampanyalarında sektördeki en güncel teknikleri kullanarak, müşterilerimize yüksek kaliteli sonuçlar sağlayan bir dijital pazarlama ajansıyız.
Facebook
Twitter
LinkedIn

Bültenimize abone olarak içeriklerden ilk siz haberdar olun.

Yayınladığımız içeriklerden ilk siz haberdar olmak için e posta bültenimize abone olun.

Son eklenen yazılar